01 Mart 2026, 16::30
Bekir Ayaz’ın sıkça vurguladığı bir söz var:
“Eğer masada kimin av olduğunu göremiyorsan, av sensin demektir.”
Bu cümle yalnızca bir metafor değil; bölgesel gelişmeleri okumak için stratejik bir uyarıdır. Ortadoğu’da yıllardır adım adım ilerleyen planlar, devletleri doğrudan cepheden değil, içeriden zayıflatarak sonuç aldı. İran’da ortaya çıkan bilgi sızdırmaları, Suriye ve Irak’ta yaşanan çözülmeler aynı gerçeği gösteriyor: İç bütünlük zedelenirse dış müdahale kolaylaşır.
Bekir Ayaz’a göre Türkiye için asıl mesele dış tehdit söylemi değil, iç cephe sağlamlığıdır.

Kurumsal koordinasyon güçlü olmalıdır.
İstihbarat ve güvenlik mekanizmaları günlük siyasi tartışmaların dışında tutulmalıdır.
Liyakat ve disiplin esas alınmalı, devlet refleksi kişisel hesapların önüne geçmelidir.
İKK gibi koordinasyon yapıları bu noktada hayati önemdedir. Ancak bu yapılar siyasi polemik alanı değil, devlet aklının eşgüdüm zemini olmalıdır. Güvenlik mimarisi siyasallaştığı anda kırılganlık başlar.
Bekir Ayaz’ın özellikle altını çizdiği bir diğer ilke ise nettir:
Orduya siyaset bulaştırmayın.
Türk Silahlı Kuvvetleri milletindir. Hiçbir partinin, hiçbir grubun arka bahçesi değildir. Siyaset kendi alanında kalmalı, asker kendi görev sınırları içinde görevini yapmalıdır. Demokratik denge bunu gerektirir; güçlü devlet yapısı bunu zorunlu kılar.
Sonuç olarak mesele korku üretmek değil, farkındalık oluşturmaktır. İçerisi sağlam tutulursa, kurumsal denge korunursa ve devlet aklı hâkim olursa hiçbir küresel plan Türkiye üzerinde karşılık bulamaz.
Masada olmak yetmez.
Masayı okumak gerekir.
Ve uyanık olan, oyunun parçası değil; oyunun kurucusu olur.
BEKİR AYAZ
Global Gazetesi